
Buffavento Kalesi
📍 Beşparmak Dağları, Değirmenlik yolu üstü, Girne
Yaklaşık 950 metrelik bir zirveye çıkmanın bedeli burada “sıfır liradır” çünkü Beşparmak sırtındaki bu kalede ne gişe ne bekçi bulunmaktadır(internetteki kaynaklara göre). Buffavento Kalesi, Girne'nin doğusunda “Arapköy” tarafında yükselen bir tepede durur ve üç dağ kalesinin hem en yükseği hem en küçüğüdür. Parasız giriş kulağa iyi gelir ancak bu tesisin bedeli kapıda değil yolda ödenmektedir. Girdiğinizde önce dar bir dağ yolu sonra dik bir patika sizi bekler. Ekip olarak yaptığımız araştırmada yolu, tırmanışı ve kaleyi kimin kurup kimin bıraktığını sizler için tek tek inceledik.
Değirmenlik'ten Sapan 6,5 Kilometre
Kaleye çıkan yol “Girne-Çatalköy-Değirmenlik” güzergâhından ayrılır ve Değirmenlik geçildikten sonra dağa doğru içeri girmektedir… Bu dağ yolu yaklaşık altı buçuk kilometre boyunca çoğunlukla tek araç genişliğinde kalır, o yüzden karşıdan araba geldiğinde biri kenara çekilir ya da geri geri gidip yer açar. Yine de korkulacak bir güzergâh değil çünkü asfalt döşelidir ve birkaç çukuru dışında normal bir binek araçla çıkılmaktadır.” Beşparmak Geçidi” tarafından gelenler tabelayı izleyerek aynı otoparka on beş dakikalık bir sürüşle ulaşır, asfalt orada biter ve araç orada kalır. Dikmen-Taşkent üzerinden geçen ikinci güzergâh ise şu an kullanılmıyor, dolayısıyla rotanızı Değirmenlik yoluna göre kurmanızı öneririz. Dar yola ilk kez giren sürücü dönemeçlere birkaç dakikada alışır, asıl dikkat isteyen şey karşıdan gelen araçtır ve bu yol acele edenin değil, sabredenin yoludur.

Otoparkta Biten Asfalt, Başlayan Patika
Otoparktan sonra patika ve basamaklarla zirveye yirmi ile otuz dakika arasında çıkılmaktadır.(süre tempoya ve sıcağa göre oynuyor.) Basamak sayısı için ortada resmi bir rakam yok - bu yüzden parkuru sayıyla değil, uzun ve dik olduğunu bilerek düşünmek bizce daha sağlıklıdır… Bakımı düzenli yapılmadığından taşı yerinden oynamış bölümler çıkıyor ve bu da tabanı sağlam, kapalı bir ayakkabı gerektiriyor, sandalet bu patikaya göre değildir. Yukarıda su satan bir yer bulunmadığı için suyu aşağıdan almanızda fayda var, çünkü gölge de neredeyse yoktur. Yanınızda küçük bir çocuk ya da dizleri çabuk yorulan bir yakınınız varsa ne olur? O zaman programı gevşetmek gerekiyor, çünkü tırmanış üç kalenin en zorlusudur ve bu durak gerekirse başka bir güne bırakılır. Saat de tempoyu belirliyor, yaz öğlesinde güneş doğrudan tepede durduğundan sabah erken çıkan hem yolu hem tırmanışı kolay bulur. Çıkışta nefes, inişte diz zorlanır, dolayısıyla bu patika hızlananı değil, temposunu bileni ödüllendirir.
Ayakta Kalan ve Bir Kapı, Bir Kule
Kale alt ve üst olmak üzere iki kademeden oluşur ve ikisi arasında merdivenle geçilir. Kaleyi kuranlar duvar örmekten çok araziye yaslanmış, çünkü sarp kayalık zaten kendi başına bir savunma hattıdır. Günümüze kalan da bu yüzden azdır, bir giriş kapısı, bir kule ve birkaç temel duvarı. Korkuluk ya da güvenlik bariyeri neredeyse hiç yoktur, kalıntıların arasında atılan her adım sizin sorumluluğunuzdadır. Üç dağ kalesi içinde açıkça en harap olanı burasıdır, o yüzden sağlam bir oda ya da saray kalıntısı bekleyen ziyaretçi yukarıda aradığını bulamaz. Buraya asıl manzara için çıkılır, tepeden Lefkoşa ile Mesarya ovası, kuzeye dönüldüğünde ise kıyı şeridi görünüyor. Aynı görüş hattı kalenin tarihini de açıklıyor, çünkü batıdaki St. Hilarion ve doğudaki Kantara ile birbirini görecek biçimde konumlandırılmıştı. Yani burası bir yapı olarak değil, bir bakış noktası olarak kurulmuştur ve bugün de değerini oradan alır.
Adı Nereden Geliyor, Kim Bıraktı
Buffavento İtalyanca bir sözdür ve rüzgâra meydan okuyan, rüzgârdan korkmayan anlamına gelir. İtalyan kaynaklarında Lioutes biçimi de geçiyor, ancak kalenin tarih boyunca tek bir adı hiç olmadı. Bizanslılar buraya Aslan Kalesi anlamına gelen Leonton derken Fransız kaynaklarında Bufevent geçer, halk arasında ise Yüzbir Evler adı dolaşıyor. Buffavento Kalesi'ni son terk edenler Venedikliler oldu, çünkü 1489'da adayı alan yönetim burada yeterli garnizon bulunduramayacağına karar verdi. Ondan önceki Lüzinyan döneminde kale son biçimini almış ve bu dönemde zaman zaman hapishane olarak da kullanıldığı aktarılıyor. Daha geriye gidildiğinde 1191 karşımıza çıkar, Richard Aslan Yürekli'nin Kıbrıs seferiyle kale İngiliz kontrolüne geçti. En başta ise Bizans vardır, ilk yapı o dönemde gözetleme ve sinyal kulesi olarak dikildi ve amaç St. Hilarion ile Kantara arasında bir zincir kurup Arap deniz akınlarını kıyıya varmadan görmekti. Sinyal ateş ve dumanla, kaleden kaleye iletiliyordu. Kısacası bir gözcü kulesi olarak doğan yapı, asker yetmediği için bırakılmıştır.
Otoparktaki Anıt ve 1988 Kazası
Otoparkın yakınında beyaz mermerden, prizma biçiminde küçük bir anıt durur ve hikâyesi kaleden bağımsızdır. 27 Şubat 1988'de “Talia Havayolları” na ait bir Boeing 727 yolcu uçağı, İstanbul'dan kalkıp Ercan'a inişe geçerken Beşparmak Dağları'na çarptı ve uçaktaki 15 kişi hayatını kaybetti. Kazayı yapan şirketin Türk Hava Yolları olmadığını özellikle belirtelim, Talia Havayolları o dönem çalışan bir İngiliz-Türk ortak girişimiydi. Kaza kaleye yakın bir noktada olduğu için anıt da buraya, otopark alanına dikildi. Ek olarak anıtın bugünkü durumunu yerinde görürsünüz, çünkü otoparkın kenarında zaten gözünüze çarpıyor. Kaleye çıkmadan ya da inince iki dakika ayırmak yeterlidir ve bu iki dakika çoğu ziyaretçi için günün en sessiz durağı olur.
Rüzgâra Göre Giyim, Ziyaret Saati Yok
Kale için ilan edilmiş bir açılış ya da kapanış saati yoktur, gişe de olmadığından gündüz saatlerinde serbestçe çıkılıyor. Eski Eserler ve Müzeler Dairesinin sayfası bu kale için ne ücret ne saat yazar, dolayısıyla bugünkü ücretsiz durumun ileride değişebileceğini hesaba katmanızda fayda var. Tuvalet, çeşme ya da kafe gibi bir tesis de bulunmuyor, yanınızda ne varsa odur. Peki çantaya ne girer? Yazın kollu ince bir üst ile şapka, kış ve ilkbaharda rüzgârı kesen bir kat işe yarar, çünkü zirve açık arazidir ve kalenin adı boşuna verilmemiştir. Aynı Beşparmak hattındaki Alevkayası'nda Kıbrıs'a özgü bitkilerin sergilendiği Herbarium bulunuyor ve dağ yürüyüşü rotaları da o bölgede kesişiyor, bu yüzden iki durak aynı güne rahatça sığar. Girne'den sabah çıkan biri yolu, tırmanışı ve inişi öğlene kadar tamamlar, öğleden sonrası Herbarium'a kalır. Sıra da önemlidir, önce Buffavento Kalesi, çünkü tırmanış sabah serinliğini ister, bitki koleksiyonu ise saate bakmaz.
| Alan | Değer |
|---|---|
| Ad | Buffavento (Bufavento; Leonton/Aslan Kalesi, Yüzbir Evler) |
| Konum | Beşparmak Dağları, Arapköy/Girne bölgesi |
| Rakım | Yaklaşık 950 m, üç dağ kalesinin en yükseği |
| Erişim | Girne-Çatalköy-Değirmenlik, ~6,5 km dar dağ yolu, otopark sonda |
| Alternatif yol | Dikmen-Taşkent, şu an kullanılmıyor |
| Otoparktan zirveye | Patika + basamak, 20-30 dk |
| Giriş | Ücretsiz, gişe ve bekçi yok |
| Ziyaret saati | İlan edilmiş saat yok, gündüz |
| Ad kökeni | İtalyanca "rüzgâra meydan okuyan" |
| Kuruluş | Bizans, gözetleme ve sinyal kulesi |
| 1191 | Richard Aslan Yürekli'nin seferi |
| 1489 | Venedik terki, yetersiz garnizon |
| Yapı | İki kademe, merdivenle bağlı; kapı + kule + temeller |
| 1988 anıtı | Talia Havayolları Boeing 727, 15 ölü, mermer anıt |
Aynı zincirin öteki halkaları için St. Hilarion Kalesi ve Kantara Kalesi yazılarımıza, üçünü tek rotada karşılaştırmak için Kuzey Kıbrıs kaleleri rehberine bakabilirsiniz.