
St. Hilarion Kalesi
📍 Beşparmak Dağları, Boğaz sapağı, Girne
Girne'den Lefkoşa'ya giden herkes o dar kıyı geçidinden geçer St. Hilarion Kalesi ise o geçidi 732 metre yukarıdan gören iki tepeye kurulmuştur. Bizans onu tam bu yüzden buraya kurmuş, Lüzinyan kralları da aynı duvarların içine bir yazlık saray yerleştirdi. Araştırmamızda Girne'nin yaklaşık 10 kilometre güneybatısındaki kaleye nasıl gidildiğini, üç kademede neyin gezildiğini ve kapıda hangi saatin sizi beklediğini inceledik. Alt kademede asker barınakları, ortada saray mutfağı ile şapel, en üstte kraliyet daireleri bulunuyor, yani gezilen üç kat iki işlevin üst üste binmiş hâlidir. Beşparmak sırtındaki üç dağ kalesinin en batıda kalanı ve Girne'den araçla en yakın olanı budur, ancak yolun bir kesimi askeri bölgeden geçmektedir. Son giriş “16.30” olduğundan plan sabaha kurulur.
Boğaz Sapağından Otoparka
Girne-Lefkoşa anayolunda Boğaz mevkiine gelince dağ yoluna sapılır. Lefkoşa'dan gelen sola, Girne'den gelen sağa döner. Bu bağlantı yolunun yaklaşık dört kilometrelik bölümü askeri bölgeden geçtiğinden kural nettir - bu kesimde araç hiçbir biçimde durdurulmaz, fotoğraf ve video ise çekilmediği söyleniyor. Toplu taşıma bulunmuyor dolayısıyla kiralık araç, taksi ya da günübirlik tur dışında seçenek de maalesef kalmıyor. Girne merkezden kaleye yol yaklaşık 10 kilometredir, ama dağ kesiminde viraj sıklaştığı için hız düşer ve süre mesafenin söylediğinden uzun tutabilir. Otopark kale girişindedir. Asıl iş orada başlamaktadır, çünkü kaleye basamaklı bir tırmanışla çıkılıyor ve basamak sayısı kaynağa göre değiştiğinden tek bir rakam vermek yanıltır. Peki bu tırmanış için ne gerekiyor? Tabanı tutan bir ayakkabı ile yanınızda su yeter. Öğle saatinde basamakların çoğu gölgesiz kaldığından tırmanışı sabaha bırakmak en az yoran seçenektir.

Alt Kaleden Kraliçe'nin Penceresi'ne
Giriş alt kaledendir ve kaleye giren herkes önce “Barbican” denen dış savunma yapısından geçer. Bu ön yapı kapıyı doğrudan saldırıya kapatmak için kurulmuştur. Onun gerisinde asker ve at barınakları, depolar ve sarnıçlar sıralanıyor. Sarnıçlar uzun kuşatmalarda su stoku içindi, yani kaleyi bu kadar yükseğe kuranlar susuz kalma riskini baştan hesaplamış. Aynı kademede Bizans döneminden kalan bir manastır kilisesi ile bir hamam kalıntısı da duruyor. Bir kat yukarıdaki orta kale ise yaşam alanıdır: kraliyet sarayı, mutfak, şapel ve 14. yüzyıla tarihlenen kışla burada bulunuyor. Üst kaleye çıkınca kraliyet daireleri ve yazlık saray bölümü başlar, en tepede de bir kule vardır. Kraliçe'nin Penceresi diye anılan noktadan ne görünüyor? Girne limanı, açıkta Akdeniz, güneyde Lefkoşa ovası ve iki yanda Beşparmak sırtı. Üç kademeyi gezmek düz bir yürüyüş sayılmaz, ara ara durup soluklanmak gerekiyor. Buna karşılık yarım günden az bir süre üçüne de yetmektedir.
1228: Kuşatma Altındaki Kale
St. Hilarion Kalesi'nin tarihindeki en sert dönem 1228 ile 1233 arasına düşmektedir. Kıbrıs baronlarıyla “Kutsal Roma İmparatoru”'na bağlı kuvvetler arasında çıkan iç savaşta, Lombard Savaşı adıyla anılan çatışmada, kale kuşatma gördü. Bu beş yıl dışında kalenin hikâyesi daha sakin akıyor. Kökeni 10. ile 11. yüzyıl arasında, Bizans'ın Arap deniz akınlarına karşı dağ sırtına kurduğu gözetleme hattına dayanıyor. Buffavento ve Kantara da aynı hattın öteki iki halkasını oluşturuyor. Kaleye dair ilk yazılı kayıt ise çok sonra, 1191'de, Aslan Yürekli Richard adayı ele geçirdiğinde tutuldu. Ardından gelen “Lüzinyan yönetimi”, 1192'den 1489'a uzanan dönemde, kaleyi kraliyet ailesinin yazlık sarayına çevirdi. Savunma yapısıyla kraliyet ikametgâhını aynı surların içinde taşıması onu dönemin Haçlı kalelerinin çoğundan kesinlikle ayırmaktadır. Adına gelince “Aziz Hilarion” dünyadan çekilip bu tepeye yerleşen erken Hristiyanlık dönemi bir keşişti ve kale adını ondan almıştır.
Prens John Kulesi
Üst kaledeki kule Prens John Kulesi diye anılmaktadır ve bu adı 14. yüzyılın sonuna ait bir anlatıdan alır. Antakya Prensi John, Ceneviz akınlarından korunmak için ailesiyle St. Hilarion'da yaşarken kendisine karşı komplo kurulduğuna inandı ve sadık muhafızlarını kuleden aşağı attırdı. Olayın geçtiği yer olarak bugünkü kule kabul ediliyor. Olayı 1369'a tarihleyen kaynak da var, ama yıl kesin değil. Aynı kuleye halk arasında “Uyuyan Prenses Kulesi” adı da yakıştırılmış. Bu ikinci ad, kalenin bir Disney masalına ilham verdiği yönünde anlatılan ve belgeye dayanmayan söylentiyle birlikte anılmaktadır. Yani iki isim iki ayrı kayıttır; birini ötekinin açıklaması gibi sunmak açıkça yanlıştır. Anlatısı ne olursa olsun kule tırmanışın son durağıdır, çünkü kalenin en yüksek noktası da burasıdır. Buraya çıkan ziyaretçi alt ve orta kaleyi kuş bakışı görüyor; üç kademenin nasıl basamaklandığı en iyi bu noktadan okunabilmektedir.
Venedik'ten Sonra Boş Odalar
Tarihi dönemlerde özellikle 1489'da ada Venedik yönetimine geçti ve dağ kalelerine bakış da onunla değişti. Venedik garnizon maliyetini kısmak istediğinden St. Hilarion Kalesi'ndeki asker sayısı bu bağlamda azaltıldı, saray işlevi de bitti. Kale bir daha ne kraliyet ikametgâhı ne düzenli bir garnizon oldu ve Osmanlı döneminde de eski rolüne dönmedi. Bugün ziyaretçinin dolaştığı boş taş odalar işte bu geri çekilişin izidir. Kale yakın tarihte bir kez daha gündeme gelmiştir: 1960'lı yıllarda bir süre askeri amaçla kullanıldığı aktarılıyor. Gezide gördüğünüz katmanlar ise Bizans ve Lüzinyan dönemine aittir, çünkü sonraki yüzyıllar surlara yeni bir yapı eklemedi.
Saatler, Bilet ve En İyi Vakit
Burada bahsettiğimiz saatler “2026” yaz cetveline aittir: kale “09.00” ile “18.30” arası açıktır, son giriş ise 16.30'da kesilmektedir. Bu saat gün batımı planını baştan kapatıyor çünkü yaz akşamı güneş battığında kale çoktan kapalıdır…. Kışın kapanış daha erkendir. Güncel saati gitmeden önce eemd.gov.ct.tr üzerinden ya da gişeden kontrol etmenizde fayda var. Kale ücretli bir ören yeridir, bilet gişede alınır ve ücret sık değiştiğinden güncelini de aynı gişeden öğrenirsiniz. Müzekart burada maalesef geçmez, çünkü KKTC'de her ören yeri ayrı biletlenir. En rahat vakit hangisi? Açılış saatidir, çünkü hem hava serin hem basamaklar boştur, ışık da fotoğraf için daha yumuşak düşüyor. Yaz öğlesinde kalede gölge bulmak zor, dolayısıyla su ve şapka yanınızda olsun. Çocukla gelenler tırmanışın uzun ve dik olduğunu hesaba katsın; ara vermeden tek seferde çıkmak yormaktan başka işe yaramaz. Girne merkezden sabah çıkan bir ziyaretçi öğlene kadar kaleyi bitirip şehre dönebilir. Bu yüzden St. Hilarion Kalesi'ni Buffavento ile aynı güne koymak mümkündür, ikisi de Girne tarafındadır; Kantara ise ayrı bir coğrafyadadır ve aynı güne sığmaz.
| Alan | Değer |
|---|---|
| Konum | Girne'nin ~10 km güneybatısı, Boğaz mevkiinden sapan dağ yolu |
| Rakım | 732 m, iki tepe üzerinde |
| Ulaşım | Araçla; toplu taşıma yok |
| Askeri bölge | Bağlantı yolunun ~4 km'si; durma ve fotoğraf yasak |
| Otopark | Kale girişinde |
| Yapı | Üç kademe: alt (asker, depo, sarnıç, Barbican), orta (saray, mutfak, şapel), üst (kraliyet daireleri, kule) |
| Üst kule | Prens John Kulesi; halk adı Uyuyan Prenses Kulesi |
| Kuruluş | Bizans, 10-11. yüzyıl, gözetleme kalesi |
| İlk yazılı kayıt | 1191, Aslan Yürekli Richard |
| Lüzinyan dönemi | 1192-1489, kraliyet yazlık sarayı |
| Kuşatma | 1228-1233, Lombard Savaşı |
| Venedik sonrası | Garnizon küçültüldü, saray işlevi bitti |
| Ziyaret (yaz) | 09.00-18.30, son giriş 16.30 |
| Ziyaret (kış) | Daha erken kapanış, teyit gerekir |
| Ücret | Ücretli, gişeden; Müzekart geçmez |
| Süre önerisi | Yarım günden az |
Buffavento ve Kantara ile karşılaştırma için Kuzey Kıbrıs kaleleri yazımıza, aynı gün gezilebilecek gotik manastır için Bellapais Manastırı sayfamıza, şehirdeki öteki duraklar için de Girne gezi rehberine bakabilirsiniz.