Kuzey Kıbrıs'a gitmek çok kolay. Ercan'a Türkiye'den direkt uçuşlar var, pasaport bile gerekmiyor, çipli kimlik yetiyor. Peki gidince ne göreceksiniz? Ada küçük ama liste sandığımızdan daha uzun. Kaleler, antik kentler, bir milli park ve ikiye bölünmüş bir başkent sizleri şaşırtmasın. Girne, Gazimağusa, Lefkoşa ve Karpaz derken dört ayrı bölge, dört ayrı hava. Tek dikkat edeceğiniz şey rota. Mesafeler haritada kısa görünüyor ama dağ yolları zaman yiyor. Bu rehberde Kuzey Kıbrıs gezilecek yerler listesini bölge bölge, en pratik haliyle anlatacağız.
Girne: Liman, Kale ve Dağ Manastırları
Girne'ye gelen herkes önce limana iniyor. At nalı şeklindeki eski liman ile Girne Kalesi yan yana, ikisini tek turda gezebilirsiniz. Dilerseniz günün sonunda liman kenarındaki masalara oturursunuz, akşam saatleri buranın en güzel vakti. Kalenin içindeki Batık Gemi Müzesi'ni sakın atlamayın. Buradaki tekne 2.300 yıllık bir Antik Yunan ticaret gemisi. 1965'te Andreas Cariolou adında bir dalgıç buldu, yıllar süren çalışmayla amforalarıyla birlikte sudan çıkarıldı. Çoğu yerde "dünyanın en eski batığı" diye okursunuz. Doğru değil. Uluburun batığı daha eski. Bu gemi, bütün halde günümüze ulaşan en eski Yunan ticaret gemisi; ünü oradan geliyor.
Şehirden çıkınca iki durak daha var. “Bellapais Manastırı” dağ eteğinde bir köyün içinde, merkeze 5-6 kilometre. 12. yüzyılın sonunda Kudüs'ten kaçan keşişler kurmuş, bugün gördüğünüz gotik yapıyı ise “Lusignan kralları” eklemiş. Kilisesi hâlâ ayakta. Köyün resmi adı artık Beylerbeyi ama herkes “Bellapais” demeye devam ediyor. Daha yukarısı da var: St. Hilarion Kalesi, 732 metrede. Beşparmak sırtında üç dağ kalesi vardır; St. Hilarion, Buffavento ve Kantara. Bu en batıdaki ve en kolay ulaşılanı. Merdivenler dik, gezmesi iki saati bulur, rahat ayakkabı şart.

Gazimağusa: Surlariçi ve Salamis
Gazimağusa'nın kalbi surların içi. Othello Kalesi burada. Adı Shakespeare'in oyunundan geliyor; oyuna ilham verdiği söylenir ama kimse kanıtlayamadı. Kale 2015'ten beri yeniden ziyarete açık. Az ileride Lala Mustafa Paşa Camii'ni göreceksiniz. Dışarıdan bakınca şaşırabilirsiniz, çünkü bu yapı aslında bir katedral. 1298'de St. Nicholas Katedrali olarak yapılmaya başlanmış; cephesi Fransa'daki Reims Katedrali'ne benzetilir. Lusignan kralları burada "Kudüs Kralı" unvanıyla taç giyerdi. 1571'de camiye çevrilmiş, 1954'ten beri de bugünkü adını taşıyor. Surların içi küçük, her yere yürüyerek gidiyorsunuz.
Asıl büyük gezi şehrin 8-9 kilometre kuzeyinde: Salamis Antik Kenti. Gymnasium'un sütunları kentin en çok fotoğraflanan köşesi; Augustus döneminde başlanan Roma tiyatrosu da görülmeye değer. Pers, Helenistik, Roma ve Bizans katmanları burada üst üste duruyor. Bir uyarı: Salamis'te gölge yok denecek kadar az. Sabah gidin, suyunuzu yanınıza alın.
Kapalı Maraş'ı Gezmek
Maraş'ın hikâyesi başka hiçbir yere benzemiyor. 1974'te boşaltıldı ve 46 yıl boyunca kimse giremedi. 2020'de sahil şeridinin 1,5 kilometresi ziyarete açıldı. Gidebilir misiniz? Evet. İstediğiniz gibi dolaşabilir misiniz? Hayır. Belirlenen güzergâhtan çıkmak yasak, binalara girmek yasak, kendi aracınızla girmek yasak. İçeride ya yürüyorsunuz ya da bisiklet veya golf arabası kiralıyorsunuz. Açılan şeridin dışı hâlâ askeri bölge, işaretlere uymak gerekiyor. Giriş Dr. Fazıl Küçük Stadyumu tarafında. Yazın genelde 08.00-19.30 arası açık ama saatler her yıl değişiyor, gitmeden kontrol edin.
Lefkoşa'nın İki Yakası
Lefkoşa dünyanın bölünmüş son başkenti. Kuzey yakada üç durak birbirine yürüme mesafesinde: Selimiye Camii, Büyük Han ve Arasta çarşısı. Selimiye de aslında katedral olarak doğmuş; temelleri 1209'a gidiyor, minareler 1572'de eklenmiş, girişi ücretsiz. Büyük Han'ı 1572'de adanın ilk Osmanlı beylerbeyi Muzaffer Paşa yaptırmış. İki katlı, avlulu bir kervansaray; bugün avlusu kafe ve el sanatı dükkânlarıyla dolu, girişi o da ücretsiz. Şehri ikiye bölen Yeşil Hat, ada boyunca yaklaşık 180 kilometre uzanıyor. Peki bu hattan karşıya, güney tarafa geçebilir misiniz? TC kimliğiyle girdiyseniz hayır. Geçiş yok, geziniz kuzeyde kalıyor. Planınızı buna göre yapın.
Karpaz: Yabani Eşekler ve Altın Kumsal
Adanın en el değmemiş köşesi Karpaz Yarımadası. Milli park, yabani eşekler, upuzun boş kumsallar. Altın Kumsal'da neredeyse hiç yapı yok; burası aynı zamanda deniz kaplumbağalarının yuva alanı. Caretta caretta ve Chelonia mydas mayıs ile ağustos arasında yumurtluyor, yavrular ağustostan ekime kadar denize iniyor. Yarımadanın ucunda Apostolos Andreas Manastırı var, Ortodokslar için önemli bir hac yeri. Kaplumbağa görmek isterseniz bir adres daha var: Girne'nin 16 kilometre doğusundaki Alagadi Plajı. Ama gece kendi başınıza gidemezsiniz; plaj 20.00-08.00 arası kapalı, gözlem sadece SPOT gönüllüleri eşliğinde yapılıyor. Dönüş yolunda Kantara Kalesi'ne de uğrayın. Dağ üçlüsünün en doğudaki halkası burası; İskele ilçesinde kalıyor ve tepesinden hem Karpaz kıyısını hem Mağusa Körfezi'ni aynı anda görüyorsunuz.
Gitmeden Bilmeniz Gerekenler
Birkaç şeyi bilerek gidin, ilk gününüz kuyrukta geçmesin. Eski tip nüfus cüzdanı geçmiyor; çipli kimlik ya da pasaport şart, bebekler için bile. Uçuşlar Ercan'ın 2023'te açılan yeni terminaline iniyor ve direkt seferler yalnızca Türkiye'den kalkıyor. Para Türk Lirası, kur derdi yok ama küçük yerlerde kart geçmeyebiliyor, yanınızda nakit olsun. Araç kiralayacaksanız en önemli detay şu: trafik solda akıyor. Ehliyetiniz geçerli, sadece ilk günler gözünüz alışana kadar dikkat. Ören yerleri ücretli: Girne Kalesi, St. Hilarion, Bellapais, Salamis, Kantara. Selimiye ve Büyük Han ücretsiz. Maraş'a giriş de bedava, içerideki bisiklet kiralık. Biletler gişeden alınıyor. Denizden gitmek isterseniz Taşucu'ndan Girne'ye feribot var, sefer saatlerini yola çıkmadan kontrol edin.
