Destinasyonlar Tüm Mekanlar Rehberler ✨ AI Rehber
Kuzey Kıbrıs Tarihi Yerler: Kaleler, Antik Kentler, Manastırlar
Kültür & Tarih

Kuzey Kıbrıs Tarihi Yerler: Kaleler, Antik Kentler, Manastırlar

Kuzey Kıbrıs'a tarihi yerler için gidiliyorsa işin kolay tarafı şu: yüz kilometrelik bir yarıçapta “Bizans”, “Lüzinyan”, “Venedik” ve “Osmanlı” üst üste duruyor, kimi zaman aynı binanın içinde. Zor tarafı, hangi taşın kime ait olduğunu ayırmak. Kıbrıs tarihi yerler dendiğinde akla hemen kaleler geliyor, ama listede bir de İngiliz yazarın kitabına girmiş bir manastır, yanlış bir ünle anılan bir batık gemi var.

Üç Dağ Kalesi: St. Hilarion, Buffavento, Kantara

Beşparmak sırtında üç kale, birbirini görecek şekilde dizilmiş. Zinciri Bizans kurmuş; amaç Arap akınını denizde görür görmez arkaya haber uçurmakmış. En batıdaki St. Hilarion 732 metrede, otoparktan sonra basamaklı bir tırmanışla geziliyor. Lüzinyanlar burayı sonradan saray-kaleye çevirmiş. Ortadaki Buffavento üçünün en yükseği ama en küçüğü, yaklaşık 950 metre. Neden mi şaşırtıcı? Gişesi yok; üç kale içinde parasız girilen tek yer burası. Asfalt yol dağ yamacındaki park yerine kadar çıkıyor, oradan sonra patika ve basamaklarla otuz dakikalık bir yürüyüş kalıyor, parkur yer yer bakımsız. Spor ayakkabısız bence denemeyin; çocukla çıkacaksanız iki kez düşünün. En doğudaki Kantara ise İskele tarafında; tarihe ilk kez 1191'de Aslan Yürekli Richard'ın seferiyle geçiyor. Rakımı konusunda kaynaklar birbirini tutmuyor; tepe sarp, bilmeniz gereken bu kadar.

Kuzey Kıbrıs Tarihi Yerler: Kaleler, Antik Kentler, Manastırlar

Girne Kalesi ve Batık Gemi

Kuzey Kıbrıs tarihi yerler denilince akla gelen yer “Girne Kalesi”. Limanın tam girişinde, ilk hali muhtemelen 7. yüzyılda Bizanslılarca Arap deniz akınlarına karşı yapılmış; Lüzinyanlar güçlendirmiş, bugün gördüğünüz kalın duvarlar ise büyük ölçüde 1489 sonrası Venedik işi. Kaleye asıl girme sebebiniz avludaki Batık Gemi Müzesi olacak. Tekne Helenistik dönemden, MÖ 300 civarında batmış bir ticaret gemisi; 1965'te sünger dalgıcı Andreas Cariolou bulmuş, 1967-69'da Pennsylvania Üniversitesi ekibi çıkarmış. On beş metrelik çam gövdede amforalar, badem, tahıl kalıntıları var; gövdedeki mızrak izleri korsanlık ihtimalini akla getiriyor. Burada bir düzeltme şart: bu gemi dünyanın en eski batığı değil. O unvan Uluburun'a ait, MÖ 14. yüzyıla tarihleniyor, Girne gemisinden bin yıl daha eski. Ünü başka bir şeyden: gövdesi dağılmadan çıkarıldı, bu yüzden bugün bütün hâlde sergilenebiliyor.

Bellapais Manastırı

Girne'den yukarı doğru 5-6 kilometre, Beylerbeyi köyü. Manastır köyün tam ortasında. Adı Fransızcadan geliyor: Abbaye de la Paix, Barış Manastırı. Hikâyesi 1187'de başlıyor: Selahaddin Eyyubi Kudüs'ü alınca kaçan Augustinusçu keşişler adaya sığınmış, manastırı yüzyılın sonuna doğru burada kurmuşlar. Ayakta duran gotik kilise ve manzaraya bakan yemekhane keşişlerin işi değil; onları Lüzinyan kralları, bir sonraki yüzyılda yaptırmış. Yapının bir de edebi tarafı var. İngiliz yazar Lawrence Durrell 1953-1956 arasında bu köyde yaşamış, manastırı ve köy hayatını Acı Limonlar kitabında anlatmış; kitap hâlâ ada tanıtımlarının değişmez referansı. Tabelalarda iki isim birden asılı: resmî adı “Beylerbeyi” turistin bildiği adı “Bellapais”.

Salamis ve St. Barnabas

Gazimağusa'nın hemen kuzeyinde, doğu kıyıda Salamis Antik Kenti var. Kıbrıs tarihi yerler listesinde katmanı en kalın olan yer burası. Kuruluşu efsaneye göre Truva Savaşı'ndan sonra, MÖ 11. yüzyıla dayanıyor. Kentin en etkileyici kalıntısı Gymnasium; MS 76 depreminde yıkılmış, Roma imparatorları Traianus ve Hadrianus döneminde sütunlu avlu ve hamam kompleksiyle yeniden yapılmış. Az ilerisindeki tiyatro Augustus dönemine tarihleniyor, on beş bin kişi alıyormuş; 4. yüzyıl depremlerinde yıkılınca taşları başka yapılarda, hamamlarda kullanılmış. Bugün burada konser de düzenlenir. Yıkık bir kalıntı değil, çalışan bir mekân. Salamis'in hemen yanında St. Barnabas Manastırı var, artık ikona ve arkeoloji müzesi; Salamis kazılarından çıkan eserlerin bir kısmı buraya taşınmış. Ören yerinde gölgelik yapı yok denecek kadar az; suyu girişte alın, içeride bulamazsınız.

Gazimağusa Suriçi

Suriçi Gazimağusa'nın kalbi. Othello Kalesi 14. yüzyılda Lüzinyanlarca yapılmış, adı sonradan Shakespeare'den yapışmış. Oyundaki liman kenti gerçekten burası mı? Kanıtı yok, sadece iddia var. Birkaç adım ötede Lala Mustafa Paşa Camii var, aslında 1298-1312 arasında St. Nicholas Katedrali olarak inşa edilmiş bir gotik yapı; Lüzinyan krallarının Kudüs Kralı unvanıyla taç giydiği yer de burası. Osmanlı 1571'de fethedince cami olmuş. Şunu karıştırmayın: Lefkoşa'daki Selimiye 1570'te, buradaki 1571'de camiye çevrilmiş, tek yıl farkı var ama iki ayrı fetih. Suriçini çeviren surlar ağırlıkla Venedik işi, kent bu surlara rağmen 1571 kuşatmasında düşmüş. Caminin hemen yanındaki Namık Kemal Zindanı'nda yazar 1873'te sürgün edilip hapis yatmış; zindan ancak 1993'te müze olarak açılmış, aradan tam yüz yirmi yıl geçmiş.

Lefkoşa Suriçi

Lefkoşa'nın kuzey yakasında suriçi bir öğleden sonraya sığıyor. Selimiye Camii'nden çıkıp Büyük Han'ın avlusuna, oradan Arasta'nın içine yürüyorsunuz; arada taksi yok, zaten gerekmiyor. Selimiye'nin ilk adı St. Sophia. Temeli 1209'da atılmış ama yapı ancak 1326'da bitmiş; Lüzinyan kralları Kıbrıs tacını bu çatının altında giyerdi. Notre-Dame etkisindeki gotik cephe hâlâ duruyor. 1570'te Osmanlı fethinden sonra cami olmuş, minareler sonradan eklenmiş. Büyük Han fetihten iki yıl sonrasının işi. İki katlı kervansarayın avlusuna bugün galeriler ve atölyeler yerleşmiş. Güneyde hediyelikçi ve kuyumcu dolu Arasta çarşısı başlar, sokağın ucu Lokmacı'da biter. Lokmacı, adayı bölen Yeşil Hat'ın üstünde bir yaya kapısı, suriçinin en kalabalık çıkışı. TC kimliğiyle girdiyseniz Lokmacı'da durursunuz. Kapıya kadar gidilir, bakılır, geri dönülür.

Kapalı Maraş ve Gitmeden Bilinmesi Gerekenler

Maraş'ın kapısı Ekim 2020'de aralandı, 1974'teki tahliyeden sonra ilk kez: sahil şeridinin bir bölümü pilot uygulamayla ziyarete açıldı. Açılan yer şehrin tamamı değil, işaretli ve asfaltlanmış tek bir güzergâh. Harap binalara girmek kesinlikle yasak, şeritle çevrili ve çökme uyarı levhaları asılı; araçla giriş de yok, ya yürüyorsunuz ya girişte bisiklet kiralıyorsunuz. Fotoğraf çekilir ama drone yasak. Ziyaret saatleri açılışından beri birkaç kez değişti, resmî duyuru bile kararlı değil; biz de saat vermeyeceğiz, gitmeden güncel duyuruya bakın. Kuzey Kıbrıs tarihi yerlerini gezerken son bir pratik nokta: her müze ve ören yeri kendi başına biletleniyor, ortak bir kart sistemi yok. Türkiye'deki Müzekart'ın burada geçtiğine dair internette iddialar dolaşıyor ama resmî KKTC listesinde bu kart yok; Müzekart'a güvenmeyin, gişeden ayrı bilet almayı planlayın. Bu listenin tamamı yedi güne sığar, ama günü haritadaki kilometreye göre planlamayın; Beşparmak'ın virajları o hesabı bozar.